Sunumunuzu Dinlenir Kılacak Öneriler

Öncelikle sözümü tutup, blogumdaki ilk Türkçe yazımı yayınlamaya karar verdim. Böyle söyleyince biraz heyecan verici oldu. Umarım yazının sonuna geldiğimde söylemek istediklerimi olması gerektiği gibi ifade etmiş olurum.

speak-comfortably-public-12-tips-for-successful-presentation.1280x600

Bunlar tamam da ya ayrıntılar?  Hani şeytan ayrıntıda gizliydi?

-Salonu doldur, göz teması kur, ben savaşçıyım- Tamam şampiyon, haklısın ama bu kadarı yetmezzz…. Başlıktan da anlaşılacağı gibi amacım sizin sunum yeteneklerinizi sorgulamaktan çok sunumunuzu ne kadar dinlenir kılabileceğinizi tartışmak.. Evet, sunum sırasında ne dediklerimize, yaptıklarımıza ya da eksik bir şeyler söylememeye o kadar odaklanıyoruz ki karşımızdaki insanlar bizi ne kadar dinliyor ya da daha önemlisi bizi ne kadar anlıyor bilemiyoruz. Bu yazıyı aslında sunum yapan birinden çok dinleyici olarak ele alacağım. Bu şekilde ne demek istediğimi daha iyi anlatırım sanırım. Haydi başlayalım…

Kullandığınız Dile Hakim Olun

mother_earth-language-matters“Türkçe benim ana dilim, sen daha ne hakimiyetinden bahsediyorsun?” demeyin. En büyük hata burada başlıyor aslında. Kendimize o kadar güveniyoruz ki çoğu sunumumuza çalışmadan gidiyoruz. Bakın, konuya hakim olmaktan bahsetmiyorum, dilinize hakim olmaktan bahsediyorum. Hiçbir dinleyici sizin ııııııı’ladığınız, yani, mesela, gibi kelimeleri çok kullandığınız ya da bir konuyu dallandırıp budaklandırıp başını unuttuğunuz, hatta en önemlisi, konuyu bağlamak için sarf ettiğiniz düzinelerce kelimenin oluşturduğu uzun cümleli sunumlardan çok çabuk sıkılıyor.

Bunu açık yüreklilikle kendiniz bile söyleyebilirsiniz. Haydi şimdi gözlerinizi kapatın ve en son sıkıldığınız bir sunumu hatırlayın. (Şaka bir yana, hatırlamak için gözlerinizi kapatmanızı gerektirecek kadar uzaklara gideceğinizi sanmıyorum) Her neyse “uzun lafın kısası” sunumun içeriğine çalıştığınız kadar sunumda kullanacağınız cümlelerin de bir provasını yapın derim. Güzel Türkçe’m size de bir oyun planlamış olabilir sunumunuz sırasında.

Seslendiğiniz İnsanlara Saygı Duyun ve Onları Sunumunuzun Bir Parçası Yapın.

Şimdi de çoğunuza saygısız dediğimi düşünüyorsanız, üzgünüm ama “çoğunuz” öylesiniz. Bu konuda tek ve kişisel ricam, lütfen geldiğiniz yeri unutmayın. Bir zamanlar öğrenci olduğunuzu, sıkıldığınız ve dinlemek zorunda olduğunuz ilk sunumu, neden sıkıldığınızı, hatta bütün sunum boyunca sunumu yapan kişi hakkında kurduğunuz komplo teorilerini… Kendimden çok eminim çünkü kendim de dahil olmak üzere neredeyse her sunumda sağımda solumda ufflayan pufflayan “bir grup” oluşturacak kadar insan gördüm.

Dünyanın en bilgili, en kıdemli, en konumlu en en en.. insanı olsanız da karşınızdaki insanın sizi anladığı kadar varsınız. İstediğiniz kadar teknik konu konuşun, bütün bilgi ve becerinizi, sunum yeteneğinizi konuşturun, karşınızdaki insanlar size boş boş bakan japon balığından farksızsa üzgünüm ama zamanınızı ve sarf ettiğiniz eforu boşa harcadınız. dont-talk-to-me(Tabi amacınız başkaysa orasını bilemem)

Bu durumu düzeltebileceğiniz tek ve en etkili yol karşınızdaki insanlara kaç yaşında, hangi konumda ya da hangi bilgide olduğuna bakmaksızın onlara saygı duymanız, gerekirse onların seviyesine uygun hazırlanmanız, bilginizle ve hitap şeklinizle onları ezmekten çok onlarla nasıl iletişim kurabileceğinizi düşünmenizdir. Sunum, onlar gerildiğinde ya da sıkıldığında değil, tam tersine onlar rahat hissettiğinde ve sizi anladığında güzelleşir. Bence bunun en güzel ve kolay yolu onlarla birebir konuşur gibi sunum yapmak ve gerektiğinde soru yöneltip aldığınız cevapları diğer cevaplarla karşılaştırmak. Bu benim de en sevdiğim ve eğlendiğim kısım… Hem sunum yapan kişi olarak hem de bir dinleyici olarak… “Bilgi paylaştıkça çoğalı(r)”yorsa, tartışıldıkça da anlam ve değer kazanır bence.

Küçük bir not: Sunum sonunda soru cevap kısımı yapıp dileyicilerden etkin bir katılım alamıyor ya da sunum sırasında yönelttiğiniz bir soruda yüzünüze boş boş bakan insanlardan başka bişi görmüyorsanız yanlış yoldasınız demektir.

Bence bu sunum işinin en güzel tarafı hiç bitmiyor olması.. Böylece bir sonraki sunumunuzu daha iyi ve faydalı kılmak için her zaman bir sunum kadar uzak olduğunuzu unutmayın. Bir kere hazırlayıp her seferinde aynı kaldığınız sunumlar ne sizi ne de dinleyicilerinizi +1 yapar. Benden şimdilik bu kadar… Yazının bir sonraki kısmında biraz daha ince detaylara gireceğim. Biraz daha kişisel bakacağız olaya. Eğer ilginizi birazcık da olsa çekebildiysem benimle kalmaya devam edin…

p.s. Yazı tamamiyle kendi deneyim ve gözlemlerimden yola çıkarak kendi görüşümü içermektedir. Herhangi bir blog, kurum veya expertten alıntı bulunmamaktadır. Eleştiri ve önerileriniz için yorum bırakabilirsiniz.

Güzel Pazarlar,
B.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s